Kardiyovasküler Risk Faktörleri
Risk faktörleri kalp krizi, kalp yetmezliği ya da inme gibi kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Risk faktorleri ile mücadele kalp damar hastalıklarının hem oluşumu ve hem de ilerlemesi olasılığını azaltır.
Değiştirilemez (?) Risk Faktörler.
- Olumsuz çevre koşulları
- Ailesel / Genetik yatkınlık
- İleri yaş
Değiştirilebilir Risk Faktörleri
- Sağlıksız yaşam tarzı (Kötü beslenme,
Hareketsizlik, Sigara kullanımı)
- Metabolik bozukluklar (Şişmanlık,
Karaciğer yağlanması, Hipertansiyon, Şeker hastalığı, Dislipidemi, Kronik böbrek hastalığı)
- Stres, Depresyon, Olumsuz duygu durumu
- Uyku bozuklukları
- Sosyoekonomik faktörler (Düşük gelir
seviyesi, Düşük eğitim seviyesi, Kırılganlık)
Not: Olumsuz çevre koşullarının tercih edilen şehir, sosyal politikalar ile, ailesel risklerin ailenin beslenme alışkanlıkları, tütün ve alkol kullanımına olan yatkınlıkları ile ve ileri yaşın ise kişinin yaşam süresince maruz kaldığı risklerin toplam yükü ile ilişkili olması değiştirilemez olarak değerlendirilen risk faktörlerinin kısmen ya da önemli ölçüde değiştirilebileceği anlamına gelmektedir.
-----------------------------
Şişmanlık (obezite)
Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi ile karakterize bir sağlık sorunudur.. Vücut kitle indeksi, bel çevresi, organ yağlanması ölçümü gibi farklı yöntemlerle derecelendirilebilir. Obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları, uyku apnesi, bazı kanser türleri ve eklem problemleri gibi birçok sağlık riskini artırır.
Fazla kalori alımı (özellikle yağlı ve şekerli yiyecekler). fiziksel aktivitenin az olması, hormonal değişiklikler (Tiroid sorunları, insülin direnci gibi) ve stres, depresyon gibi psikolojik faktörler obezitenin en önde gelen nedenleridir.
Tedavi ve takip
Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite tedavinin ana omurgası olup ihtiyaca göre psikpolojik destek ve cerrahi ya da ilaç tedavisi gerekebilir.
Hipertansiyon
Hipertansiyon, kan basıncının tekrarlayan ve doğru teknikle yapılan ölçümlerde yüksek seyretmesidir. Uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir ve kalp, beyin, böbrekler ile damar sistemi üzerinde yük oluşturabilir.
Belirtiler ve tanı
Baş ağrısı, çarpıntı veya nefes darlığı görülebilse de birçok kişide belirti olmayabilir. Tanıda muayene, doğru ofis ölçümü, ev ölçümleri ve gerektiğinde 24 saatlik tansiyon Holter kullanılır.
Tedavi ve takip
Tuz tüketiminin azaltılması, uygun kilo, düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve hekim tarafından seçilen ilaçların düzenli kullanımı temel yaklaşımlardır. İlaçlar hekim önerisi olmadan kesilmemeli veya değiştirilmemelidir.
Not: Çok yüksek tansiyonla birlikte göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç değişikliği veya nörolojik belirti varsa acil değerlendirme gerekir.
Şeker hastalığı (Diyabet)
Kan şeker (glukoz) vücuda enerji sağlayan temel yakıttır ve vücudun kan şekerini yeterince kontrol edilememesi sonucu kan şekeri düzeyinin artışı şeker hastalığını oluşturur. Dokuların insüline yeterince cevap vermemesi Tip I, İnsülinin yetersiz olması Tip II şeker hastalığına neden olur.
Belirtiler ve tanı
Sık idrara çıkma, aşırı susama,, yorgunluk, görme bulanıklığı gibi belirtiler görülebilir. Kan şekeri, HgA1c, insülin seviyesi, HOMA-IR ölçümleri ile tanı konulur.
Tedavi ve takip
Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, ilaç tedavisi ile kilo ve kan şekeri seviyesi kontrolü sağlanmalı, doktor önerisi doğrultusunda düzenli kan şekeri takibi yapılmalıdır. Diyabet kontrol altına alınmazsa, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Dislipidemi (kolesterol ve yağ metabolizması bozuklukları)
LDL kolesterol yüksekliği: damar duvarında plak oluşumuna katkıda bulunan önemli ve değiştirilebilir risk faktörlerinden biridir. Hedef değer herkes için aynı değildir; kişinin toplam kalp-damar riski dikkate alınır
Lipoprotein (a): Kanda bulunan Lp(a) seviyeleri %70-90 oranında kalıtsaldır (genetik). Erken yaşlarda kalp krizi, inme (felç), aort kapak kireçlenmesi ve böbrek yetmezliğini tetikleyebilir. Yaşam tarzı değişiklikleri, diyet veya rutin egzersizler bu değer üzerinde anlamlı bir etki yapmaz. halen Lp (a) seviyesini düşüren bir ilaç yoktur.
Apolipoprotein B: Apo B kandaki tüm zararlı kolesterol parçacıklarının (LDL, VLDL, IDL, Lp (a) gibi) üzerinde bulunan ve bunların toplam sayısını doğrudan gösteren kritik bir yapısal proteindir ve kalp ve damar hastalığı riskini öngörmede standart LDL kolesterol testine göre değerlidir.
Trigliserit: ihtiyacın üzerinde olan fazla kalorinin vücuttaki depolanma formu olan yağlardır. Genetik yatkınlık, yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik, alkol tüketimi ve şişmanlık, şeker hastalığı ya da tiroit hastalığı gibi metabolik bozukluklar trigliserit seviyesini yükseltirler. Trigliseit yüksekliği kolesterolü daha damarlara saldırgan hale getirir.
Belirtiler ve tanı
Tek başına dislipideminin önemli bir belirtisi yoktur. Tanı kan testleri ile konulur. Oluşturduğu kardiyovasküler risk kişinin diğer kalp hastalığı risk faktörlerinin varlığı ve yoğunluğuna göre değişiklik gösterir.
Tedavi ve takip
Diğer sağlık verileri de göz önüne alınarak kişiye özel beslenme, fiziksel aktivite, alkol tüketiminin kısıtlanması önerilir ve gerekirse ilaç tedavileri uygulanır.
Kronik Böbrek Hastalığı
KBH da en önemli ölüm nedeni böbrek yetmezliğinin kendisi değil, kalp ve damar hastalıklarıdır. Böbrek fonksiyonlarındaki azalma, kalp üzerindeki sıvı yükünü artırarak ve üremik toksinlerin yükselmesine neden olarak hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, ritim bozuklukları (aritmi) ve ani kalp ölümü gibi ciddi riskleri beraberinde getirir. Kalp yetmezliği gibi dolaşım bozukluğuna neden olan kalp hastalıkları ve hipertansiyon ya da şeker hastalığı gibi kardiyovasküler risk faktörleri de böbrek hastalıklarının oluşumunu ve hastalığın ilerlemesine neden olur.
Belirtiler ve tanı
Böbrek yetmezliğinde sıvı yüklenmesi ve idrarda protein kaçağına bağlı ödem ve nefes darlığı, kan basıncı artışına bağlı baş ağrıları, üre gibi vücuttan atılamayan toksik maddelerin yüksekliğine bağlı iştah azalması, kilo kaybı, mide bulantısı, cilt kuruluğu, kaşıntı, odaklanma problemi ve uykusuzluk, sıvı elektrolit dengesi bozukluğuna bağlı kas krampları, kan yapımının düşmesine bağlı çabuk yorulma, halsizlik ve çarpıntı gibi belirtiler görülebilir. Tanı kan, ve idrar testleri ile konulur.
Tedavi ve takip
Kan basıncı ve kan şekeri kontrolü, tuz tüketiminin uygun seviyelere indirilmesi, böbreği olumsuz etkileyecek ilaçlardan kaçınma, altta yatan diğer hastalıkları tedavisi ve gerekiyorsa son evrede diyaliz planlanmalıdır.
Psikolojik Bozukluklar
Ruh sağlığı problemleri kalp hastalığı riskini artırırken, kalp rahatsızlıkları da da psikolojik bozuklukların ortaya çıkmasını veya tetiklenmesini kolaylaştırır.
Kronik stres, depresyon ve anksiyete; kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarını artırarak kan basıncının ve kan şekerinin yükselmesine, kalp ritminin bozulmasına ve damarlarda iltihaplanma ile damar sertliğinin (ateroskleroz) oluşmasına neden olur. Ayrıca bu tür sorunlar sigara kullanımını, sağlıksız beslenmeyi, hareketsiz yaşam tarzını destekleyip ihtiyacı olan hastalarda ilaç tedavilerine uyumu bozabilir.
Belirtiler ve tanı
Özellikle anksiyete, kaygı bozukluğu ve panik atak hastaları kalp krizi ya da ritm bozukluğu belirtileri de olabilen çarpıntı ya da göğüs ağrısı gibi belirtiler yaşayabilir.Tedavi ve takip
Genel sağlık bilgisi, kişinin sağlık durumu, risk faktörleri yönetimi ile hastalığı önleme ve tedavi yöntemleri gibi eğitim ve bilgilendirme, bilişsel davranış terapileri, fiziksel egzersizler, nefes egzersizleri ve meditasyon gibi mindful terapi yöntemleri ve gerekirse ilaç tedavisi gerektirir.
Sigara Kullanımı
Nikotinin uyarıcı etkisi bağımlılığı başlatan, nikotine karşı vücudun zamanla hissizleşmesi (tolerans gelişmesi) önceki etkiyi alabilmek için kişinin sigara kullanım sıklığını artıran nedenlerdir. Stres, gerginlik, saldırganlık, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, iştah artışı, baş ağrısı, baş dönmesi, ağızda yara çıkması gibi psikolojik ve fiziksel nikotin yoksunluğu sigaranın bırakılmasını engelleyen bağımlılık belirtileridir.
Nikotin sigara bağımlılığının ana sorumlusu olsa da hastalıklara tütünün yanması ile ortaya çıkan çok sayıdaki polihidrokarbon gazlar neden olur.
Sigaranın sağlığa etkileri;
Diş eti hastalıkları ve diş çürümelerine, kötü ağız kokusuna, mide ve barsakları etkileyerek gastrit ve ülserlere yol açar.
Astım, kronik bronşit, KOAH gibi akciğer hastalıklarının ana nedenidir. Bir nefes sigara solunum yolundaki temizleme görevi olan tüycükleri 2 saat felç eder, solunum yolları ve akciğer enfeksiyonlarına karşı direnci azaltır.
Ağız, dil, gırtlak, yemek borusu, mide, akciğer, karaciğer, rahim, mesane, prostat ve kemik iliği kanserlerine yol açar.
Damar yapısına zarar vererek, kan akımını bozar, damar tıkanıklıklarına yol açar. Erken yorulma, halsizlik, cinsel fonksiyon bozukluğu, el ve bacaklarda üşüme, uyuşma, ağrı, renk değişiklikleri, kalp krizi ve inme (felç) meydana gelebilir. Sigaraya bağlı ölümlerde kalp krizi nedenli olanlar akciğer kanseri nedenli olanlardan 10 kat fazladır.
Gebelerde düşük riski olur. Anne karnındaki bebekte fiziksel gelişim geriliği, zeka geriliği görülebilir.
Sigara içen kadınlarda beklenenden daha erken menopoz görülür. Erken menopoz ise erken yaşlarda kemik erimesine neden olur.
Kronik baş ağrıları, Ciltte kırışıklar ve renk değişiklikleri, tırnak kırılmaları sigara kullanımına bağlı olarak görülebilir.
Hafif (light) sigara;
Düşük katran ve nikotin içeren sigara ile sigaranın zararları azalmamaktadır. Bu tür sigaralara geçiş sigarayı bırakmayı kolaylaştırmamaktadır.
Pasif içicilik;
Dışarı verilen duman nikotin ve yoğun kanserojen gaz içerir. Dumanı soluyan kişilerde sigaranın tüm olumsuz etkileri ortaya çıkabilir, özellikle çocuklarda alerjik hastalık riski ve kulak enfeksiyonu riski artar.
Yaş Faktörü
Yıllar içinde kişinin genetik yapısına ve çevresel faktörlere bağlı hücresel yaşlanma ve bahsi geçen tüm kardiyovasküler risk faktörlerine maruz kalma (risk faktörü yoğunluğu x süresi) yaşın ilerlemesi ile kalp hastalıklarının ortaya çıkra olasılığını attırır.
Tedavi ve takip
Kalp damar hastalıkları risk faktörleri olabildiğince erken tespit edip etkin bir şekilde kontrol altına alınmalıdır.
Herhangi bir belirti olmasa bile periyodik olarak kan basıncı, kan şekeri, kan yağlarının ölçümü, yapısal ve fonksiyonel durumları değerlendiren testler gibi sağlık kontrollerinin yapılması, sağlıklı beslenme alışkanlığının edinilmesi, alkol ve sigara gibi kardiyotoksik ürünlerden uzaklaşılması, iyilik halini artıracak egzersiz, ve stres ile mücadelede meditasyon ve telkin yöntemelerinin kullanılması gerekir.